حديث آخر : قال رسول الله صلىالله عليه وسلم : قال اربع دعوات لاترد. دعوت الحج حتى يرجع ودعوت الغازى حتى يرجع ودعوت المريض حتى  يبرأ ودعوت الأخ لأخيه بظهر الغيب واسرع هؤلاء الدعوات اجابة دعوت الأخ لأخيه بظهر الغيب

Diğer bir Hadis-i Şerifte şöyle buyuruyor: Dört dua vardır ki Allah (Celle Celâluhu.) reddetmez, yani kabul buyurur. Bu reddolunmayan, kabul olunan dualardan birincisi Hac’daki dua. Yani Arafatta yapılan dualardır. Ve bu dualar reddolunmaz. Çünkü onlar dönünceye kadar Allahü Zülcelâl’in misafirleridir.  Misafirlerin istekleri ise red olunmaz.

 

Duaları red olunmayan ikinci sınıf ise Gazilerdir.

Allah yolunda cihada giden gazilerin de cihaddan dönünceye kadar yaptıkları dualar makbuldur. Allah (Celle Celâluhu.) bunların da dualarını kabul buyurur, red etmez.

 

Üçüncü sınıf da: Hastalardır ki, Allahü Zülcelâl tarafından verilmiş herhangi bir hastalık sebebiyle hasta olanların dualarıdır. Bunlar da iyileşinceye kadar bu hastalıkları halinde nahoş bir halleri olmayıp, Allahü Zülcelâl’den gelmiş diye halinden şikayetçi olmayarak sabrediyorsa, işte bu hastaların dualarını da Allah (Celle Celâluhu.) red etmez.

 

Dördüncü zümre ise: Bir kardeşinin (ki; bu, Allah için olan kardeşliktir) yüzüne karşı değil de, onun gıyabında içtenlikle Allah rızası için yapılan dualardır ki, bu dualar da red olunmaz. İşte Allah için kardeş olanların birbirlerinin  gıyabında yapılan samimi dualar ki, bu dualar diğerlerinden daha icabetlidir. Çünkü bu dualar diğerlerinden daha da geçerlidir.

 

Zira Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de buna işaret ederek böyle bir kardeşin diğer bir kardeşine yaptığı dua geçerlidir buyuruyor.

Diğer bir Hadiste Cenab-ı Rasûlullah buyuruyor ki:

حديث آخر: قال رسول الله صلىالله عليه وسلم : اربعة دنانير دينار اعطيته مسكيناً ودينار انفقته فى رقبة ودينار انفقته فى سبيل الله ودينار انفقته على اهلك افضلها الذى انفقته على اهلك

 Bir kimse dört dinar infak etmiş, bu dinardan birini bir miskine vermiştir.  İkincisini de azad olunması için bir köleye vermiş, üçüncüsünü de kendi efradı iyalinin ihtiyacı için vermiş, bu yolda infak etmiştir. Bunların içinde en faziletlisi kendi efradı iyalinin ihtiyacı için vermiş olduğu dinardır. Zira kendi efradı iyalinin ihtiyacını gidermek, bu ihtiyacı temin etmek kişiye farz-ı ayn durumundadır. Kendi efradının ihtiyacı varken başkalarına veremez. Zira bu, bunların haklarını gasbetmektir, ve efradı iyaline zulm etmektir.

حديث آخر: قال رسول الله صلىالله تعالى عليه وسلم : قال الله عز و جل : إنى لأجدنى استحى من عبدى يرفع يديه ثم اردهما قالت الملئكة إلهنا ليس لذالك بأهل . قال الله تعالى : لكنى اهل التقوى واهل المغفرة . اشهدكم إنى قد غفرت له

Bir diğer Hadisinde de Cenab-ı Rasûlullah şöyle buyuruyor: Yani Cenab-ı Rasûlullah,  Allahü Zülcelâlin kullarına karşı  ne kadar merhametli olduğunu müjdeliyor. “Allahü Zülcelâl buyuruyor ki, bana ellerini kaldırıp benden bir talepte bulunan kulumun duasını red etmekten haya ederim. Bu talebini red etmekten kendimden utanırım.” buyuruyor. Allahü Zülcelâl böyle buyurunca bu buyruğun karşısında Melekler der ki:

-Ya Rabbi bu kulun öyle göründüğü gibi değil, bu kulun buna ehil değil.

Allahü Zülcelâl da:

-Eğer bu kulum buna ehil değil ise de ben buna ehilim. Çünkü mağfiret etmek benim sıfatımdır, buyuruyor. Ve şahit olun, ben bu kulumu mağfiret ettim, o kulum buna ehil olmayabilir, ama bana mağfiret etmek yakışır, buyuruyor.

kabe_canli